6 Aralık 2015 Pazar

Merhabaaa kendim,

Uzuuuuuun zaman oldu yazmayalı.

Son zamanlarda garip şeyler yaşadım, en azından bana göre garip diyelim... Kafam karışık, dertler dağınık..

Önce olanları hatırlayalım, 17 Eylül Babam.... Ağustos'ta "tedavi devam etmesine karşın kanser ilerlemeye devam ediyor" sonucu ile tedavinin kesilmesi ve beklemeye başlamamız ile başlayan, aniden 2 haftada ağırlaşıp 17 Eylül'de tokat gibi vuran Babam'ın gidişi... Hala anlayabilmiş, algılayabilmiş değilim. Arayıp terslemelerini dinlemeyi bile özledim. Hislerim darmadağın... Gerçek değilmiş gibi geliyor olanlar, gördüklerim... Saçmasapan geliyor, "hayır" diyorum "babam evinde, akşama arayacak beni" ya da iş görüşmesinden çıktığımda "aa babamı bi arayayım" ve ardından gelen boğazımda beliren, nefes almamı engelleyen, tahammül edilemez yumruk ve karın ağrısı... Kendimi alıştırmaya çalıştığımı sanıyorum ama bunun alıştırması olmuyormuş. İnsanın dengesini kökünden sarsıp serseme çeviriyormuş; üstelik bir iki günlüğüne değil. 2,5 ay oldu ama hala .ok gibiyim... Özür dilerim bu kelime için ancak tarif etmem mümkün değil, bu bile yetmiyor zaten hissiyatımı açıklamaya...

Kızım 8 aylık oldu, 5 dişi çıktı ama babam göremiyor - ilk dişi çıktığında ilk babamı arayıp haber vermiş onunla paylaşmıştım. Büyüğünü gülücüklerini gördükçe babamın göremediği aklıma geliyor ve çok kötü asabım bozuluyor. Bu mudur yani hayat?! İşin garibi evet maalesef... Maalesef bu-imiş... Kendini hazırlamış bunu kabullenmişti, kabullenemeyen bir tek bizlermişiz...

Arından henüz 2 haftalıkken acım saçma aile içi anlayışsızlık ve naz ve trip durumları... Şükür çözüldü ama sütümün kesilmesine, psikolojimin çok kötü bozulmasına ve babam ile ilgili durumumu daha kötüye çevirmesi ve uzun süreli mutsuzluk huzursuzluk ve anksiyeteye sebep olması hala bazen aklıma geldikçe sinirlenmeme sebep oluyor. Yapacak birşey yok, öğreniyoruz... Hayatı öğrenciyken sanıyordum ki elbet herşey düzeliyor, herşey çok güzel oluyor, mükemmeli yaşıyorsun ve öyle gidiyor...

Geçen Cuma akşamı, içini gördüğüm karşı binadaki dairede evin abisinin kızkardeşini öldürmesi?! Kızın ayaklarını gece 4.30 da cesedini kaldırana kadar görebiliyordum oturma odasının canımdan. Kızın bulunduğu odanın camındaki kurşun izi, mutfağın girişinde yerdeki kan. Show Haberlerde gördüğüm şeyleri gözlerimle gördüm! Gerçeğini gördüm. Hayatımda hiç göreceğimi düşünmediğim şeyleri gördüm.

Ablam uzakta, Gaziantep'te, işleri bir türlü rayına girmedi doğumuna az kaldı ama herşey ters.

Bana iş imkanı çıktı, şartları güzel, gittim görüştüm; olmadı.

Kursa gidiyorum ama bunu kazanca çevirmeme zaman yok...

Hayatımdaki tek güzel ve anlamlı şey Biricik minnacık kızım.. Onun bir gülüşü, bana bir bakışı. Annem derdi inanmazdım, nasıl birşey olduğunu yaşamadan anlayamazmışım gerçekten de... Tüm bu olumsuzluklar, kötülükler, bir şekilde devam ediyor ama eskiden olduğum gibi çook büyük isyan hissetmiyorum, nedendir bilinmez. He herşeyin düzeleceğine hala inanıyor muyum çocukluğumdaki gibi, yooo hiç inanmıyorum. Hatta hiçbirşey düzelmeyecek ve herşey böyle kötü gidecekmiş gibi geliyor ama işin garibi bunu kabullenmişim sanırım - ki babam dışında hepsi için Cem Yılmaz'ın meşhur Kasımpaşa'lı sözü geliyor aklıma.











Miniğim, kızım, kuzucum, yaşam kaynağım... İyi ki varsın.. Herkesin bunu tatmasını dilerim...

Kendi nazarım bile değiyorken, tütütüt maşallah allah nazarlardan saklasın *.

Hadi bakalım Sibel, saati bu gece de 4 ettin, umarım uyuyabilirsin...



*Din ile olan imtihanıma daha sonra bir ara değinebilirim.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Yeniden merhaba,

Hayatımın minik ışığı, geleceğim, herşeyim minik Ülkü'mü Cuma günü görmeye gittik. Bir saat beklemiş olmamıza rağmen benden beklenmeyecek kadar sabırla ve anlayışla sıranın bana gelmesini bekledim- ablamın bize yetişmesini istememin de buna etkisi vardır muhakkak :)

Vee sonuç...

Kızım ilk kez yüzünü bize gösterdi :) İnanılmaz birşeydi.. Sanırım koca gün kendime gelemedim. O kadar heyecanlandım ki günlerce yolda gördüğüm insanlara bile bu resmi göstermek ve tüm günü anlatmamak için kendimi zor tuttum :) Hala bile resmi gösterip anlatmak istiyorum desem yalan olmaz.

Bir de kıskançlık mıdır, merak mıdır, sahiplenme midir nedir bilemedim ama çok saçma bir şekilde kendi bebekliğime benzettim :) Doktor da ben de hep zaten sana benzediğini söylüyordum, dedi ve ardından ekledi "gerçi ben taraf tutuyor olabilirim hep annelere benzediğini düşünüyorum zaten" :)


Bilemiyorum, bir yandan da "inşallah bana benzer" diye içimden geçirirken bir yandan da "aman sağlıklı olsun da kime benzerse benzesin" diyorum ama :) işte...

Doktora gittiğimizde 29 hafta 6 günlüktü ve yine tıpkı önceki gibi, kızımın kafacığı kocaman:) başı 31 hafta, gövdesi 30 hafta ve bacakları da 29 hafta ile uyumlu :) boyu 36 cm ve kilosu da 1,58 gr. Son bir ayda 665 gr almış. Bu ay içerisinde aldığım anî 2,5 kiloyu açıklıyordur umarım. Durmadan ne kadar çok kilo aldım diye şikayet ediyorum da ablamı çok kötü kızdırıyorum :) o da sağolsun sabrediyor ve hiç sesini çıkarmıyor.

Ondan hiç bahsetmedim di mi? Benim ablam tüm çocukluğumun kahramanı idi ve hep onun gibi olmak istemişimdir. Benden 8 yaş büyük olduğu için hep ona özenmiş ve hareketlerini taklit etmiştim.
Belki de yine özendim ya da sayesinde çocuk düşünmeye başladım. Bir sene önce hayatımıza giren oğlu Ali Efe'nin daha pirinç kadarkenki varlığı bile bana çocuk düşündürmeye başlamıştı ve şu anda onların sayesinde belki de ben de kızımı bekliyorum.











Hayatımızı toptan değiştiren bu çirkinlikler (bizim oralarda çirkin diye severler; nazar değmesin diye :) ) herşeyi baştan sorgulamaya, düşünmeye ve eleştirmeye sebep oldular. Bilmiyorum hormonlarım mı ama haber izleyemiyorum, hiç dayanamıyorum hemen kalbim hızlı çarpmaya başlıyor (belki Atv, Trt, Kanal 24, vb kanalları değil de gerçekleri takip etmeye çalıştığım için kalbim kaldıramıyor olabilir) ve herşeyden uzaklaşıp annem ve ablamın yanına sığınmak istiyorum. Huzur bulduğum, sevgiyi korumacılığı hissettiğim ve şanslı olduğumu hissettiğim yer orası. Ve hep derlerdi de inanmazdım "anne olunca anlayacaksın", gerçekten de öyle oluyormuş. Hep ablamın hem de annemin ne kadar kutsal ne kadar inanılmaz varlıklar olduklarını her geçen gün daha iyi anlayıp kendimi onların yanında daha da değersiz hissediyorum. İnanılmaz iyilik dolu kalpleri, düşünceli hareketleri ve iyi niyetleri beni adeta utandırıyor ve nasıl onlar kadar iyi olamıyorum diye sorguluyorken buluyorum kendimi. Onlara duyduğum minnettarlık ve hayranlık onlara arzu ettikleri hayatı veremediğim için beni eziyor; keşke çoook param olsa istedikleri herşeyi ayaklarına serebilsem diyorum. Sanki onlara verebileceğim tek şey bu imiş gibi. Çünkü ne yapsam haklarını ödeyemem ne yapsam, onlara karşılığını veremem gibi geliyor. He maddiyat mıdır onları tatmin edecek şey diye düşünebilirsin; tabii ki asla değil. Sadece elimden birşey gelememesi ve hayatlarında bir değişiklik yaratamıyor olmanın verdiği bir suçluluk duygusu belki de.. Suçluluk demek de ne kadar doğru bilemiyorum, sadece olmayanı verebilmek ve onları sevindirebilmeyi çok isterdim...

Neyse duygusala bağladım gene :) her an herşeye bir anda ağlayabilme güdüsüne sahip olarak bu kadar duygusallığa boğulmamam lazım.

Aaa aklıma gelmişken ablam, abim ve benim bir fotoğrafımız var, onu bulmayı deneyeyim.

















En çok sevdiğim fotoğrafları ekledim. İlk başta güzeller güzeli annemin gençliği. Ardından benim küçüklüğüm, ablamla ben, annem abim ben, dedemle fotoğrafımız, ardından bebeklik arkadaşım can dostum Özge ile ben, sonra abimin sünnetinden foto, ardından üç kardeş ve finalde gelinlikli ben... Ve en sonda ise annemin doğduğum gün doğduğum saati yazıp sakladığı ÜLKÜ TAKVİMİ yaprağı.. Kızımın adı, Mustafa Kemal'in manevi kızının adı.. Ben de kızım için aldım 2015 ÜLKÜ TAKVİMİ'ni. Kısmetse ben de doğduğu saati, boyunu kilosunu yazacağım kuzumun.

İlk başlarda tüm benliğimi kaplayan korku ve endişe yavaş yavaş yerini sakin, heyecanlı ve mutlu bir bekleyişe bırakıyor. Kızımı kollarıma alacağım günü iple çekiyorum.

Ah o tekmeleri, hareketleri yok mu? Karnıma bakınca gördüğüm hareketleri. İşte beni benden alan, tüm beyin fonksiyonlarımı değiştiren o hareketler oldu. Garip ve anlayamadığm bir şekilde seni çok seviyorum kızım.

Sağlıklı, mutlu, huzurlu, şanslı, sevdiklerinle dopdolu bir ömür diliyorum sana. Herşey hep gönlünce olur dilerim.

AKLIMDAKİ SORU:
Modern annelerin hepsi hamileliklerinde normal hayatlarında dinlemedikleri kadar klasik müzik dinletiyorlar yavrularına. Bense normalde dinlerken hamileliğimde garip bir şekilde hiç sevemedim klasik müziği ve bana işkenceye dönüştü.

Geçtiğimiz günlerde bu müzikleri dinlerken buldum kendimi :) inşallah ona kötülük yapmıyorumdur...