28 Kasım 2014 Cuma

Uzuun bir aradan sonra yeniden merhaba.. En başından beri, eşimin ısrar ve telkinlerini dinlemeyerek buna başlamadım ancak akşam bebişimin tekmelerini ellerimle de hissedince bu seferki önerisini göz ardı edemedim ve hamileliğimin 20. hafta 5. gününde yazmaya karar verdim.. Eşimin çıkış noktası da ilk öğrendiğimizde kaç mm sorusuna yanıt veremememdi.. Bunu hatırlayamama ben de çok şaşırdım. Nasıl hatırlayamam ki?! ...

Ve hala hatırlamıyorum. Bu durumda belki de en başından dediği şekilde yazmam en doğrusu idi. "Ama artık çok geç" dediğimde de hiç bir şey için geç olmadığını hatırlattı bana.

Geçtiğimiz haftadan bu yana tekme ve hareketlerini hissedebiliyorum ancak his gittikçe güçlendi ve artık 25 cm olan kızımın güçlü tekmelerini ellerim ile hissedebiliyorum ve akşam bu beni öyle heyecanlandırdı ki.. :) İnanılmaz idi..

Geçtiğimiz Cumartesi çok yorulduğum günün ardından beni biraz korkutan bir olay yaşadım ve kontrol randevumu öne çekerek Çarşamba günü 5. ayda yapılan her zamanki rutin kontrollerden olan ayrıntılı ultrasonografimizi yaptırdık..
Henüz kime benzediğini çıkaramadığım kızımın ilk fotoğrafı

Doktor bey sağlık durumunu anlatır ve gördüğü sıkıntıyı açıklarken biz olukça gerildik. Aslında ihtimalleri ve gördüklerini anlatıyordu ancak her pimpirikli ebeveyn gibi biz de kötü olasılıkları duymaktan pek hoşlanmadık, dürüst olmalıyım doktor bizi birşeye yönlendirmeye çalışmadı ve birçok konuyu bizlere aktarmaya çalışıyordu ancak bizim tepkimiz pek objektif olamadı, en azından eşiminki.. Ben ablamdan da bildiğim için biraz daha sakin yaklaşıp hızlı bir şekilde konuyu kafamda kapattım ancak eşim çok etkilendi ve çok çok üzüldü -göstermemeye çalıştığı kadar hassas ve duygusal bir adamdır :) . Önce doktorun söylediği sağ böbreğinde su birikintisinin fazla olduğu (normali 3 iken bizim 5,5 birim) idi ve bu da Down Sendromu riskini gösteren 20 kadar etkenden biri imiş ancak bu durum yüksek ihtimalle doğuma kadar, doğuma kadar düzelmediyse de doğumdan kısa bir süre sonra %80 oranında tamamen ortadan kalkarmış ve takip edildiği ve gerekli tedaviler uygulandığında da sonrasında atlatılabilecek bir durummuş. Dilersek sendromu araştıran yeni keşfedilmiş bir kan testi ve onun sonucuna göre de amniyosentez önerebileceğini belirtti - ama bunlar eğer biz risk değil gerçekleri konuşmak istiyorsak uyguanabilecek çözümler şeklinde bunun açıklamasını da yaptı kendisi. 

Dün de bu sonuçlarla kendi doktorumuza gittik ve elimizdekileri gösterdik ve bize açıklarken sol böbreğin damar kalınlığı olarak durumdan bahsetti ve maksimum değerin 4 olmasına rağmen bizimkinin 5,5 olmasının çok önemli ve tehlikeli olmadığını, muhtemelen iyileşeceğini ve tek bulgunun sendromu güçlendirmediği için amniyosentezi kesinlikle önermediğini söyledi. İstiyorsak sonucu kesin olmayan kan testini yapabilirmişiz.. Bense bunu da istemediğimi söyledim.

Kararım bu. Bu araştırma ve testleri yaptırmak istemiyorum.

Bebeğimin varlığını çok ters bir zamanda ve henüz bir aylıkken öğrendim ve çok garip bir şekilde hayatımı hem ürktüğüm hem de heyecanlandığım şekilde değiştiriyor sanki. Hem bana ümit veriyor hem korku, bana hem gelecek vadediyor hem de belirsizlik. Kesin olan tek birşey var ki o da hayatımın tamamen değişeceği... Ne yalan söyleyeyim bu zaten tek başına beni mutlu ediyor :)

Bana böyle böyle olacak deseler hayatta inanmazdım ancak bana çok garip gelen bir şekilde bebeğim biricik kızım beni hayat için heyecanlandırıyor ve şimdiden hayatıma kattığı değişiklikler bile bana inanılmaz geliyor. 

Çok kırılıp üzüldüğüm, hayal kırıklığına uğradığım şekilde eski iş yerim ile yollarımız ayrıldı. Süreç çok zor oldu; çok ağladım, çok yıprandım. Fakat sonuca bakınca kızım ve benim için hayırlısı olmuş çünkü hem o zorlu şartlardan hem de beni ve hayatımı zehirleyen koşul ve insanlardan uzaklamamı sağlamış oldu. Sanki bir şekilde bir büyü yapıyor ve benim için iyi olanın olmasını sağlıyor gibi geliyor. 


Bilemiyorum, neler olduğunu çok sağlıklı bir şekilde idrak ettiğimi söyleyemem ancak bu yılbaşı ve önümüzdeki doğumgünüm benim için hem bir ilk hem de bir son; hem yeni bir başlangıca merhaba hem de eski hayatıma elveda.

Nisan'ı iple çekiyorum.

Sevgilerimle

Sibel
(28 Kasım 2014, Cuma)