15 Aralık 2014 Pazartesi

Merhaba bugün,

Uzun zaman oldu aslında yazmayalı, aklıma da çok kez hadi yazayım düşüncesi geldiyse de yazamadım; bir nedenden hep geri çektim kendimi. Belki de çok keyfim yok son zamanlarda diye. Bebeğimi kötü etkilediğim düşüncesi bile canımı sıkmaya yeterken bunları kelimelere döküp aktarmak belki de suçumu kanıtlıyor gibi hissettirdi sanırım.

Saat 16.45 ve hava karardı. Bugün de dışarı çıkamadım. Hastalandığım için bir iki gün çıkmayayım demiştim sonra alışkanlık gibi oldu ve bu durum canımı sıkıyor. Geceleri uyuyamadığım için ve gündüz de geç kalkıp zorla kahvaltı ettiğim için o saatten sonra da canım pek dışarı çıkmak istemiyor. Yapılacak işlerim var ama bir türlü kendime motivasyonu sağlayamıyorum.

2013 Ocak ayında öğrendiğimiz babamın kanseri ikinci tekrarını yapmıştı ve (ikinci tedavisi) 5-6 ay devam eden kemoterapi yanlış hatırlamıyorsam Temmuz gibi sona ermişti. Sonrasında aylık kontroller, tetkiler, PET çekimi vs derken babam tıpkı geçen sene hissettiği ve ağrısıyla babamın canını çok yakan boynundaki kitleyle kontrole gitti. Doktor önce önemsemek istememiş ama babam ısrar edince bakmış ve tomografi vermiş. Zaten verilen tomografi tarihini bekle, çektir, sonucu bekle, sonucu al doktoraya göstermeye çalış. Sadece bu süreç bile bir ayı buluyor zaman zaman. Bu arada doktoru babama (benim sonradan öğrendiğim şekliyle) aynı tedaviyi yeniden uygulayamayız ama bakalım deyip tomografi çektirelim demiş. (Ben ilk duyduğumda hemen yeni bitmiş kemoterapi üzerinde yeniden yapamayız dedi diye anlamıştım, bilmiyorum ben üzülmeyeyim diye mi bu şekilde söylediler yoksa gerçeği mi bu bir fikrim yok ama duyduğumda çok moralim bozuldu.) Değişim için Van'a giden doktorumuzun yerine başka yerden geçici olarak bir doktor sonuçlara baktı. Boynunda 4 cm çapında lenfte kitle...

Değişik, önceki ikisinden farklı bir kemoterapi verdi, 3 gün ard arda sabah 9 akşam 8 gibi bir tempoyla ilk kürü aldı (kür demek doğru mu bilmiyorum; tamamı mı bir kür yoksa ilk alınan bu üç günlük mü net birşey söylenmiyor her zamanki gibi). Sonraki hafta bir gün, sonraki hafta bir gün şeklinde 3 oldu bugün tek günlükleri alıyor. Her kemoterapi sonrası olduğu gibi oldukça yorgun ve bitkin hissediyor kendini.

Bense evvelsi hafta başlayan üşütmemi bir türlü atlamadığım için (üzerine düzensiz uyku ve iyi beslenmem de var) görüşemedik babamla... ama senelerdir ablamla ve abimle yaptığı benimse çalıştığım için ikimizin bir türlü gerçekleştiremediği beraber yemek yeme planlarımızı işten ayrıldığımda "işte fırsat! bol bol buluşur gezeriz" cümlesiyle sevinçle karşılamamın üzerinden 2 ay geçti neredeyse ama babama sadece biz kez (evine) gidebildim; dışardaysa hiç buluşup bahsettiğimiz yerlere gidemedik. Bebek geldikten sonra gene hiç gidemeyeceğiz.

Uzun yıllar süren uzak durma, görüşmeme, ardından kanser olayı ve telafi etmeye çalışma ama yoğun tempodan yanında olamama; şimdiyse vaktimin olmasına rağmen durumum dolayısıyla (hem çok etkilendiğim ve üzüldüğüm hem de onların da ben yorulmamamam için beni uzak tutmaya çalışmaları sonucunda) pek yanında olamıyor olmam... Yine gözlerim doldu bile yazarken :) Çok ağlak bir insan oldum :) zaten duygusaldım şimdi iyice dengem bozuldu sanki.

Bugün yine vardı dediğim gibi kemoterapisi ama gitmek istemiyorum. Nedense canım istemiyor. Hamilelikten mi, işten ayrıldıktan sonra düzenimi toparlayamamaktan mı bilmiyorum iki haftadır neşemin ve sevincimin yerini biraz karamsarlık aldı. Birçok etken de vardır herhalde bilemiyorum. Şeker yüklemesi tartışmaları da muhakkak ki moralimi bozdu ve kafamı karıştırdı ama tam olarak neler oluyor bilmiyorum. Bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum :D

Kendimi umutlu hissettiğim tek an bebeğimi düşündüğüm an, bu değişmeyen tek gerçeğim. Karnımda kelebekleri hissettiğim anlar.


Kendime NOT: Bir dahaki yazdığımda da MAC aşkımdan bahsederim belki. Rüyalarıma giren beyaz kelebeğim sık sık bana hatırlatıyor geçmişi :) Mac maceralarımı yazmak eglenceli olabilir :D resimleri de eklerim şöyle tatlı eğlenceli bir yazı olur

İçimi dökmek istediğim çok konu var, ama diğer konularda olduğu gibi kendimi bilgisayarın başına oturacak motivasyonumu sağlamam gerekiyor.

Umarım başarabilirim.

NOT: Bugün 23. Hafta 2. gündeyiz.. Yolun yarısından fazlasını aldık. Hakkımızda hayırlısı :)

Sib


28 Kasım 2014 Cuma

Uzuun bir aradan sonra yeniden merhaba.. En başından beri, eşimin ısrar ve telkinlerini dinlemeyerek buna başlamadım ancak akşam bebişimin tekmelerini ellerimle de hissedince bu seferki önerisini göz ardı edemedim ve hamileliğimin 20. hafta 5. gününde yazmaya karar verdim.. Eşimin çıkış noktası da ilk öğrendiğimizde kaç mm sorusuna yanıt veremememdi.. Bunu hatırlayamama ben de çok şaşırdım. Nasıl hatırlayamam ki?! ...

Ve hala hatırlamıyorum. Bu durumda belki de en başından dediği şekilde yazmam en doğrusu idi. "Ama artık çok geç" dediğimde de hiç bir şey için geç olmadığını hatırlattı bana.

Geçtiğimiz haftadan bu yana tekme ve hareketlerini hissedebiliyorum ancak his gittikçe güçlendi ve artık 25 cm olan kızımın güçlü tekmelerini ellerim ile hissedebiliyorum ve akşam bu beni öyle heyecanlandırdı ki.. :) İnanılmaz idi..

Geçtiğimiz Cumartesi çok yorulduğum günün ardından beni biraz korkutan bir olay yaşadım ve kontrol randevumu öne çekerek Çarşamba günü 5. ayda yapılan her zamanki rutin kontrollerden olan ayrıntılı ultrasonografimizi yaptırdık..
Henüz kime benzediğini çıkaramadığım kızımın ilk fotoğrafı

Doktor bey sağlık durumunu anlatır ve gördüğü sıkıntıyı açıklarken biz olukça gerildik. Aslında ihtimalleri ve gördüklerini anlatıyordu ancak her pimpirikli ebeveyn gibi biz de kötü olasılıkları duymaktan pek hoşlanmadık, dürüst olmalıyım doktor bizi birşeye yönlendirmeye çalışmadı ve birçok konuyu bizlere aktarmaya çalışıyordu ancak bizim tepkimiz pek objektif olamadı, en azından eşiminki.. Ben ablamdan da bildiğim için biraz daha sakin yaklaşıp hızlı bir şekilde konuyu kafamda kapattım ancak eşim çok etkilendi ve çok çok üzüldü -göstermemeye çalıştığı kadar hassas ve duygusal bir adamdır :) . Önce doktorun söylediği sağ böbreğinde su birikintisinin fazla olduğu (normali 3 iken bizim 5,5 birim) idi ve bu da Down Sendromu riskini gösteren 20 kadar etkenden biri imiş ancak bu durum yüksek ihtimalle doğuma kadar, doğuma kadar düzelmediyse de doğumdan kısa bir süre sonra %80 oranında tamamen ortadan kalkarmış ve takip edildiği ve gerekli tedaviler uygulandığında da sonrasında atlatılabilecek bir durummuş. Dilersek sendromu araştıran yeni keşfedilmiş bir kan testi ve onun sonucuna göre de amniyosentez önerebileceğini belirtti - ama bunlar eğer biz risk değil gerçekleri konuşmak istiyorsak uyguanabilecek çözümler şeklinde bunun açıklamasını da yaptı kendisi. 

Dün de bu sonuçlarla kendi doktorumuza gittik ve elimizdekileri gösterdik ve bize açıklarken sol böbreğin damar kalınlığı olarak durumdan bahsetti ve maksimum değerin 4 olmasına rağmen bizimkinin 5,5 olmasının çok önemli ve tehlikeli olmadığını, muhtemelen iyileşeceğini ve tek bulgunun sendromu güçlendirmediği için amniyosentezi kesinlikle önermediğini söyledi. İstiyorsak sonucu kesin olmayan kan testini yapabilirmişiz.. Bense bunu da istemediğimi söyledim.

Kararım bu. Bu araştırma ve testleri yaptırmak istemiyorum.

Bebeğimin varlığını çok ters bir zamanda ve henüz bir aylıkken öğrendim ve çok garip bir şekilde hayatımı hem ürktüğüm hem de heyecanlandığım şekilde değiştiriyor sanki. Hem bana ümit veriyor hem korku, bana hem gelecek vadediyor hem de belirsizlik. Kesin olan tek birşey var ki o da hayatımın tamamen değişeceği... Ne yalan söyleyeyim bu zaten tek başına beni mutlu ediyor :)

Bana böyle böyle olacak deseler hayatta inanmazdım ancak bana çok garip gelen bir şekilde bebeğim biricik kızım beni hayat için heyecanlandırıyor ve şimdiden hayatıma kattığı değişiklikler bile bana inanılmaz geliyor. 

Çok kırılıp üzüldüğüm, hayal kırıklığına uğradığım şekilde eski iş yerim ile yollarımız ayrıldı. Süreç çok zor oldu; çok ağladım, çok yıprandım. Fakat sonuca bakınca kızım ve benim için hayırlısı olmuş çünkü hem o zorlu şartlardan hem de beni ve hayatımı zehirleyen koşul ve insanlardan uzaklamamı sağlamış oldu. Sanki bir şekilde bir büyü yapıyor ve benim için iyi olanın olmasını sağlıyor gibi geliyor. 


Bilemiyorum, neler olduğunu çok sağlıklı bir şekilde idrak ettiğimi söyleyemem ancak bu yılbaşı ve önümüzdeki doğumgünüm benim için hem bir ilk hem de bir son; hem yeni bir başlangıca merhaba hem de eski hayatıma elveda.

Nisan'ı iple çekiyorum.

Sevgilerimle

Sibel
(28 Kasım 2014, Cuma)

16 Haziran 2014 Pazartesi

Dear Today,

Today, a dear friend (suggested that he is only a person who's passing by) told me to live my life without questions and not caring what other people thinks.. He said that when something happens to me I should say "try me" instead of "why me"...  I don't know if this is something that he made up but this was new and unexpected for me. It made me confused... If made me question many things going on in my life. The other thing he said that I should learn to say "NO".  This, I heard before but never hit me like this - I don't know maybe this is because that he also told me to live like I have 1.000.000 USD  :) I should be walking on the street with a confidence that I have 1 billion dollars.

In just a short time like an hour, he said many things that hit me. Now, it gets clearer. I should learn to protect myself and learn to say NO, I should be grateful for every second I'm living... I should learn to appreciate myself... I should learn to have faith in me -not someone else, not necessarily a god but in me...

This person I only know for three months's thought me a really important and meaningful lesson today. To love myself. Everybody says the same thing but what matters is how you put it into the words, how you express.

Now I appreciate another thing, having someone like him in my life as a friend.

Farewell today, see you tomorrow.

Sib